Anasayfa > Yaşam > Kişisel Gelişim > İçinizdeki Öküze Oha Deyin!

İçinizdeki Öküze Oha Deyin!

07 Aralık 2008 - Yazar: hklc - 752 kere okundu

Garip bir yazı başlığı olduğunu kabul ediyorum. İnternette gezinirken Bülent Akyürek’in “İçinizdeki Öküze Oha Deyin!” adlı kitabının yayınlandığını gördüm. İlgi çekici bir başlığa sahip olan bu kitabın konusunu okuduğumda yazarın zaman zaman benim de aklımı kurcalayan bir konuya değindiğini fark ettim. Kitabın son zamanlarda mantar gibi çoğalan kişisel gelişim kitaplarına savaş açmış bir “kişisel gerileyiş” kitabı olduğunu söyleyebiliriz. Kitabın tanıtım bülteninde şu cümleler yer alıyor:

Kişisel Gelişim Kitapları tersinden bir Kuran gibi!
Kuran’ı tersten okuyan her insan bu kitaplardan yazabilir!
Şeytan, Kişisel Gelişimi kullanarak damarlarımıza sızıyor. Bu kitaplar “Şeytanın İlmihal Kitapları” olmaya başladı.

Çok satan, çok okunan ve tartışılan “Yılgın Türkler’in Antimodernist yazarı BÜLENT AKYÜREK’ten bir kavga kitabı daha! AKYÜREK, bu kitabında Kişisel Gelişim Kitaplarının şeytana, kapitalizme hizmet ettiğini ve Kişisel Gelişim Kitaplarının bir nevi Satanist, Kapitalist kuşatması olduğunu ayet ayet Kuran-ı Kerim ile karşılaştırarak ispatlıyor. Ayrıca yazarın bu eseri, Neo-tasavvuf olma özelliğiyle de bir ilk…

İnsanın nefsini kışkırtan Kişisel Gelişim, hepimizi bir tüketim nesnesi haline getiriyor. Dinimizde “Kazanmak” ya da Kaybetmek” değil “Sevap” veya “Günah” vardır! Öyleyse başarıya endeksli bu kitaplar niçin çok satıyor anlamış değilim, din elden gitti mi yoksa?

İçinizdeki Öküze Oha Deyin! icinizdeki okuze oha deyinKitabı henüz okumadım ancak tanıtım bülteninden yaptığım alıntılar ,  kitabı üzerine yazarla yapılmış röportajı ve kitabından alıntıları okudukça itirazlarımı dile getirmem gerektiğini düşündüm. Kişisel gelişim kitapları konusunda benim de çekincelerim yok mu? Elbette var, bunlara yazının sonunda değineceğim. Ancak Bülent Akyürek’in konuya yaklaştığı nokta (din elden gidiyor mu?) bence son derece yanlış.

Her şeyden önce yazar kişisel gelişim kitaplarının insanlara nefsinin kölesi olmasını, çok para kazanmayı, başarıyı ve bencilliği öğütlüyor diyerek çok büyük bir genelleme içine giriyor ve bütün kişisel gelişimcileri haksız bir şekilde töhmet altında bırakıyor. Tam tersine benim gördüğüm kişisel gelişim kitaplarında bu söylenenlerin tam tersi geçerli. Buna onlarca örnek verilebilir ancak herkesin bildiği tek bir örneğin yeterli olacağını sanıyorum. Zaten kitabın ismi de yukarıda yazılanları yalanlar nitelikte: “Ferrari’sini Satan Bilge”.

Bence kişisel gelişim kitaplarının insanlara yukarıda söylenenleri aşılamasına gerek yok, insanlar zaten doğuştan büyük oranda bu özelliklere sahip olarak geliyorlar. Örneğin çok para kazanmayı kim istemez ya da başarılı olmak istemeyen insan var mıdır? Herkesin belli oranda bazı zaafları vardır ve herkes bütün hayatı boyunca nefsiyle bir savaş içerisindedir. Yine aynı şekilde herkes belli oranda bencildir. Bunlar insanların temel özellikleridir kişisel gelişim kitaplarının bu özellikleri körüklemesine gerek yoktur çünkü bunlar zaten her an ortaya çıkmak için can atarlar. Kişisel gelişim kitaplarında (benim gördüklerim) bunların törpülenmesi öğütlenir. Bu kitaplara göre mutluluğun anahtarı buradan geçer.

Bülent Akyürek eski nesillerin Kuran-ı Kerim ile yetiştirildiğini, şükür, rıza ve kadere inandıklarını söylüyor. Bu bana nerede o eski bayramlar sözünü hatırlattı. Eskiye olan bu özlemin nereden kaynaklandığını bir türlü anlayamadım. Şu anda insanların hayatında ne kadar hırs, bencillik ve pazarlamacılık varsa emin olun bunların aynıları eski zamanlarda da vardı. En Müslüman geçinen insanların gerektiği zaman ne gibi hileler yaptığı, kendilerini pazarlamak için ne gibi dalavereler çevirdiği zaman zaman karşımıza çıkmıştır. İşin içine para, siyaset, politika girdiği zaman Hz. Muhammed’e en yakın olmuş sahabelerin bile nasıl birbirlerine düştüklerini tarih yazıyor. Yeri geldiğinde Kuran-ı Kerim’in veya dinin bile nasıl bencilce bir malzeme olarak kullanıldığını inkâr etmek bence saflıktır.

Yazarın röportajda söylediği şu sözlere bakar mısınız? Bizi eşrefi mahlukat makamından alıp pazarlanacak mal konumuna getiren şey kişisel gelişim dinini kuran, şeytan olmasın? Müslümanlar olarak bu dili biliyoruz, bu isteklerin kimin istekleri olduğunu anımsıyoruz, öldürmeye çalıştığımız nefsimizi ayağa kaldırmaya çalışanın kim olabileceğini bulmak zor değildir sanırım? Modern dünya kimsenin pısırık ve tembel olmasını istemiyor oysa; tembel ve pısırık kişi Allah’ın kaderine razı olmuş mübarek bir adamdır. Çalışmakla, tırmalamakla, plan yapmakla kim başarılı olmuş ki dünyada? Ya da bir şeyin başarı olup olmadığını dünyada anlayabilir miyiz acaba?” Daha ne diyeyim ki, ya ben Müslümanlığı yanlış anlamışım ya da Bülent Akyürek başka bir şeyden bahsediyor! Belki de ince ince bizle dalgasını geçiyordur ben anlayamamışımdır.

Yazar bu düşüncelerini neo-tasavvuf gibi yeni bir kavrama dayandırıyor. Gerçekten de 21. yüzyılda tam ihtiyacımız olan şey. Bunların din elden gidiyor gibi son derece klişe sloganlarla Müslümanlık adına yapılıyor olması işin ne kadar tehlikeli boyutlara vardığını gösteriyor.

İstatistiklere bakıyoruz vergi kaçırma, çocuk istismarı, tecavüz (örnekleri artırabiliriz) oranları nedense beğenmediğimiz batı ülkelerinde daha düşükken Müslüman (ya da öyle olduğu söylenen) ülkelerde kat kat fazla olarak karşımıza çıkıyor. Demek ki mesele sadece Müslüman olmakla bitmiyor işin içine bir de iyi ahlaklı olmak da giriyor (konuyla ilgili ilginç bir yazı). Buradan tekrar asıl konumuza dönersek benim gördüğüm kişisel gelişim kitaplarının büyük bölümü insanları daha iyi ahlaklı yapmaya çalışıyor. Yazarın söylediğinin tersine batı kültürüyle yazılmış bu kitaplar bizi değiştirmeye çalışmıyor. Çünkü ahlak her yerde standarttır. Hırsızlık yapmak, yalan söylemek (kendine yalan söylemek de dahil), başkasının hakkını yemek her yerde her dinde kötüdür. Bunun Müslümanlıkla ya da başka bir dinle ilgisi yoktur. İnsan olmakla ilgisi vardır. Kişisel gelişim temelde sizi daha iyi bir insan yapmaya çalışır.

Gelelim benim kişisel gelişim kitaplarıyla ilgili çekincelerime. Her şeyden önce bu alanın insanların ilgisini çektiği ortada, kişisel gelişimle ilgili kitap raflarının giderek arttığı su götürmez bir gerçek. Yukarıda dediğim gibi işin içine ekonomik kazanç girdiğinde kimilerinin ağzının sulanması da önüne geçilemez bir olgu. Güzel ve başarılı kitapların yanında son derece boş hatta yanlış bilgilerle dolu kitaplar da var. Gittikçe kendi başına bir sektör haline gelen bu alanda elbette kötü niyetli kişiler de olabilir. Bunların bazısı dini emellerine alet ederek para kazanmaya çalışıyor bazısı da bilimi. Ancak bütün bunlar kişisel gelişimi başlı başına kötü bir şey olarak ilan etmek için yeterli mi? Özünde gelişme, ilerleme olan bir şey nasıl toptan kötü ilan edilebilir ki?

Sonuç olarak İçinizdeki Öküze “Oha” Deyin! gerçekten güzel bir kişisel gelişim kitabı başlığı olabilirdi. Ancak yazarın konuya yaklaşımı bence son derece yanlış hatta tehlikeli. Bu kitap bir önceki paragrafta belirttiğim çekincelerime tam örnek oluşturan (dini kendi emellerine alet eden) bir “kişisel gerileyiş” kitabı olmuş.

Bu yazıya 14 yorum yapıldı

  1. Necip Güven diyor ki:

    Bülent Bey bize”Bütün kişisel gelişim kitaplarını atın , benim kişisel gelişim kitabımı alın çünkü ben sizden daha akıllıyım ! (?) diyor.Vahşi kapitalizmi yerden yere vururken yine vahşi kapitalizmin bayağı numarası olan sansasyonel ve kendinden başka herkesi aşağılayarak İslam adına iyi bir şey yaptığını zannediyor.Beni deyaptığım çalışmalardan dolayı küçük görenler çok oldu.Bunlar yalnız beni ilgilendiren konular olduğu için hiç aldırmadım ve hep gülüp geçtim.Ama bu kitabın Türk Toplumunun tamamını aşağılayıcı üslubunu bir türlü kabul edemiyorum.Bu yaklaşım o kadar gücüme gitti ki 4-5 gündür tam bir sinir küpüyüm.O kadar doluyum ki dün akşam Balıkesir’den değerli eğitimci arkadaşım Mustafa Kuvancı Beyle konuştuktan sonra biraz sakinleştim.Yumurta çıktığı kabuğu reddediyor.Bu Bülent Bey kendini ne zannediyor.Ben 26 yıllık eğitimci ve 10 yıldır kişisel gelişimle haşır-neşir olduğum halde bazen ilkokul mezunu ve hiçbir kişisel gelişim kitabı okumadığı halde kişisel gelişimi benden daha iyi anlatan ve yaşayan kadın ve erkekler gördüm.Özetle hiç bir kimsenin bu Milletin evlatlarına tepeden bakıp küçük görme hakkı yoktur.Hele hele en değerli inancımız İslam adına . Unutma ki Bülent Bey, o küçük gördüğün ve tepeden baktığın belki de okula bile gidememiş çarıklıların içinde bana ve sana Kişisel Gelişim dersi verecek nice Halk Bilgeleri var.Ayağını denk al Kişisel Gelişim düşmanı Kişisel gelişimci !!!Merak etme çok yakında bu milletin evlatlarının senden ve benden ne kadar çok akıllı olduğunu göreceksin.
    Eğer pişman olup gereğini yapmazsan bu millet seni nasıl baş tacı ettiyse yere çalmasını da bilir. Necip GÜVEN Eskişehir

  2. serap diyor ki:

    Kitabın başlığından da anlaşılacağı üzere burada bir nefret var, bu nedenle kaba bir tabir kullanılmış. Bir şey sizin canınızı acıtmıyorsa, ya da bugüne değin olan inançlarınızda bir şüphe yaratmıyorsa zaten o şeyleri kaale almazsınız. Ama ne zamanki içinizde bir şüphe tohumu belirir ve siz bununla yüzleşmeye meyil tutarsınız, o anda savunma mekanizmaları devreye girer ve korktuğunuz şeye nefret püskürürerek reddetmeye çalışırsınız. Evet tüm nefretlerin ardında korku yatar, kendinize güvenmeme duygusu ya da kendi imajının ardındakiyle yüzleşmeye korkudur bu. Bir insan neyi nefretle ve öfkeyle anlatıyorsa aslında kendine anlatır, kendini ikna çabasıdır. Yıllarıdr güvendiği sarsılmaz inançlarının o kadar sağlam olmadığını görüp de ben bunu nasıl sorgularımın getirdiği utançtır bu nefret. Aslında kendinden nefrettir. Kişisel gelişim de böyle başlar. En dibe vurmalıdırki insan dayanamasın bir yerde, görmek istemediğini görmek zorunda kalsın. Sayın Bülent Akyürek’in kaleminin ardında korkmuş bir çocuk görüyorum, herşeyi kendi kurguladığı bir mantıkla ispat etmeye çalışan. O kitabın ardında binlerce çocuk görüyorum aslında…Bu hayat bana herkesin değişebileceğini öğretti. Tüm korkmuş çocuklara sevgimi gönderiyorum, ve biliyorum ki herkes mutlaka bir gün büyür, büyümenin kolay olduğunu kim söyledi? Ama ödülü büyük, gerçek kendini bulmak. Sevgilerimle…

  3. Necip Güven diyor ki:

    Merhaba Serap Hanım,
    Benim de 26 yıllık bir eğitimci olarak anlatmak istediğim şey de bu.Yazınızın altına tam isabet, tam isabet diye 100 tane imza atabilirim.Bu kitap hakkında ulaşabildiğim tüm sitelere eleştiri yorumları yazdım.Bazıları benim yazarla polemiğe girmeye çalıştığımı zannetti.Ben 10 yıldır bilinçli olarak kişisel gelişimle ve matematik projeleri ile uğraşıyorum.Yaptığım çalışmalar ve basın açıklamaları nedeniyle bir çok kez başta mynet ve memurlar.net sitelerinde çok ağır eleştiriler yapıldı.Çevremde de alaya alıp dalga geçtiler. Fakat hiç birine cevap bile vermedim.Çünkü bu eleştiriler bana yapılan kişisel eleştirilerdi.Bu eleştiriler moralimi bozmak yerine beni daha da ateşliyordu.Evet, ilerde tüm bu eleştirilere çok güzel cevaplar verecektim ama bu cevaplar polemik değil matematik ve eğitim alanında toplumumuzun sorunlarına çözüm getirecek projeler olacaktı.

    Ama bu kitapta yapılan bir öz eleştiri değil benim gözbebeğim gibi sevdiğim Türk insanı ve gençleri idi.Kendime yapılan en ağır eleştirileri sineye çekip hiç oralı olmaya bilirdim.Ama bir eğitimci olarak uğruna 10 yıldır yel değirmenleri ile mücadeleyi bile göze aldığım göz bebeğim Türk Toplumunun birkaç bin daha fazla kitap satmak için küstahça aşağılanmasına asla, asla duyarsız kalamazdım. 10 yıldır beni anlamasa da, benimle dalga geçse de bu toplumun, önüne gelen herkes tarafından aşağılanmasına hiç tahammül edemiyorum.Kim ne düşünürse düşünsün, bana ne derlerse desinler hiç umurumda değil. Türk Toplumunu aşağılayanlarla gücüm yettiği kadar mücadeleye devam edeceğim.Necip GÜVEN’e atış serbest ama lütfen bu toplumu rahat bırakın.
    Necip GÜVEN Eskişehir

  4. Necip Güven diyor ki:

    Merhaba ” tirnak.makasi.com” yekilileri, ” İçinizdeki Öküze Oha Deyin” kitabını ilk duyduğumdan beri bir eğitimci olarak İslam tasında ilaç diye sunulan şerbetin ilaç değil tam bir zehir olduğunu bildiğim için kendimi kaybedip yorumlarımda biraz fevri davrandım.Benim için şahsi bir tehlike yoktu.Çünkü 10 yıl içinde bu gibi çok zehirli düşüncelere karşı kendi panzehirimi ürettiğim için
    bana bu zehirden kaç bardak verse içerim ama eğer boş verip mudahale etmezsem bu zehirli düşünceler körpecik beyinlere zarar verebilirdi.Bu endişeyle sitelere yaptığım yorumlarda biraz fevri davranmış olabilirim.Ama Serap Hanım yorumuyla benim hissepte anlatamadığım düşüncelere tercüman olmuş.Serap Hanım gibi bilinçli birisiyle devamlı fikir alış-verişi ve iletişim halinde olmak isterim. Siteniz aracılığı ile email ve web sitemin adresini de Serap hanıma vererek bu düşüncelerimi Serap Hanımla paylaşmama yardımcı olursanız bir eğitimci olarak sizlere minettar olacağım.Çalışmalarınızda başarılar dilerim. Necip Güven Eskişehir

  5. mustafa kuvancı diyor ki:

    içinizdeki öküze oha deyin kitabı üzerine

    bu kitaptan Necip Güven hocamın veryansınıyla haberdar oldum. bir dönem ben de kişisel gelişim kitaplarını almış, okumuştum. hatta en son okumaya çalıştığım, sonra “bildiğim şeyler, okumama gerek yok” deyip bıraktığım “The Secret” kitabıdır. neden bıraktım kitabı okumayı, bir ara peynir ekmek gibi satan, birçok kişinin elinden düşürmediği ve öve öve bitiremediği kitabı okumadım. çünkü içinde zaten benim dini inançlarım gereği yaptığım, düşündüğüm şeyleri anlatıyordu ve bunu yeni bir şey gibi bize sunuyordu. batı için bu yeni olabilir, islamiyetten bihaber kişiler için de bunlar yeni olabilir. ama dinimiz hakkında az çok bilgi sahibi olan biri için kişisel gelişim kitaplarında anlatılanlar yeni şeyler değil. ısrarla şunu söylemek istiyorum. dinimiz, kendini ezik görme dini değildir. metin akyürek’in iddia ettiği gibi, “nefsimizi köreltmek” , islamın yegane gayesi değildir. nefsi köreltmek adına yıllarca eziklik duygusu altında kaldık. işte o yüzden mehmet akifin şiirinde geçen “islam alemi hep fakir, hep geri” ifadesi gerçek hayatta gösteriyor kendini. islam adına türk milletini küçük düşürmeye çalışan, milletiyle dalga geçen metin akyürek’e kendi tabiriyle OHAAAA diyorum.

  6. Mustafa GAYIRAN diyor ki:

    İkisinden birini eksik tanıyor olmak, eleştirileri de dengesizleştirebiliyor. Tam üç yıl önce, evindeki kitaplığın dörtte birini kişisel gelişim kitaplarıyla doldurmuş ve bunları okuduktan sonra da durmadan paylaşmış biri olarak geriye dönüp baktığımda; vay be, insanın hayatta gerçekten büyük yanılgıları da oluyormuş, öz eleştirisini yaptıktan sonra ayaklarımın yere daha sağlam bastığını hissetmiş ve kişisel gelişim oyununun bizi nereye sürüklediğini farketmiştim. Bu gün önceliklerini paylaştığım bir yazarın aynı konu üzerinde daha ciddi çalışmalar yaparak faydalı olmaya çalıştığını görmekle mutlu olduğum kadar karşısında putlarının yıkılmasına tahammül edemeyen bir kitleyi görmüş olmaktan dolayı da üzgün olduğumu belirtmek isterim. Üslup üzerinde fazlaca durmayı ve eleştiri noktasını bu noktaya çekmeyi çok adil bulmuyorum. Kişisel olarak kendini geliştirmiş okurlarımızın bundan etkileneceğini düşünmüyorum dersem ne derecede isabetli konuşmuş olurum. İhtiyaçlar hiyerarşisinde son nokta, kendini gerçekleştirme seviyesine gelmiş bir kaç kişi gösterebilir misiniz? Tasavvuf, bu gün en sağlam bildiğiniz pozitif bir bilimden daha köklü kuralları ile kemale erdirme yolları olan bir ilimdir dersem bana da; işte orada dur biraz dersiniz belki. Evet, zamanının çoğunu kişisel gelişime ayırmış biri aynı kadar bir süreyi de tasavvufa ayırsaydı letaiflerindeki değişiklikleri eminim matematik ifadelerinden daha net farkedebilecekti. Bülent AKYÜREK’i bu çalışmasından dolayı eleştirenler bence biraz havanda su dövüyor gibiler. Üslubunun zeminini biraz kaydırıp konuyu daha ilmi hüviyete devşirerek yeni çalışmalar yapmasını bekliyor, başarılar diliyorum. Teşekkürler Bülent AKYÜREK.

  7. Necip Güven diyor ki:

    Bu olay benim için bitmiştir.Ben 7 Mayıs 1999 yılından bu yana kendi çapında bir şeyler yapmaya çalışmış sıradan bir eğitimciyim.Bu kitabının tanıtımını Yenişafak’ta görünceye kadar da hiç böyle bir yazarın olduğundan haberim bile yoktu.Ben 2004′ten bu yana basınla iç içeyim.Yaptığım çalışma ve haberlere mynet ve memurlar.net sitelerinde yapılan çok ağır eleştirilere haklı olduğum halde cevap verme gereği duymadım.Kendi sitemde bile küfür hariç her eleştiriye onay verip yayınladım.Herkes benim yaptığım şeyi beğenmek zorunda değil ki.Zaten ben haklıysam eninde sonunda gerçek ortaya çıkar.Aslında yaptığım projelerle dalga geçilmesi beni çok ateşliyor.Ama Bülent Bey toplumun tamamına ” Oha” diyor.Zaten gelecek kitabın adını da şimdiden çıtlatıyor.”İçinizdeki Eşeğe Çüş Deyin”. Milli Çüş Hareketini” başlatacakmış ya.Ne diyeyim hayranlarına şimdiden hayırlı olsun. Bülent Bey yazılan tüm kitapları elma-armut ayırmadan bir sepete koyuyor.O herkesi eleştirirken bir şey olmuyor da biz onun üslubunu eleştirince neden rahatsız olunuyor. Her kitabın bir kusuru var da tek kusursuz kitap Bülent Beyin kitabı mı ? Bu işi artık zamana bırakalım.Zaman bizi haksız çıkarırsa o zaman da bu yorum sitelerine girer , hiç çekinmeden özür dileriz.Ama yine merak etmeden duramıyorum.Kitabın adı neden ” İçimizdeki Öküze Oha Diyelim.” değil.Yoksa bu öküz Bülent Bey’in değil de yalnız bizim içimizde mi ?Yoksa bu soruyu da sormak yasak mı , yoksa aynı eğitim sistemimizin istediği gibi araştırmayan,soru sormayan, mutlak itaat kültürüyle yetişmiş birbirine benzeyen tek tip insanlar mı olmamız isteniyor.Rüzgarlar ancak çürük ağaçları devirir.Eğer biz kitap hakkında yanlış yorumlarda bulunmuşsak kitap ortada olduğuna göre bundan hiç zarar görmez.Hem kötü bir şey mi yapıyoruz ? Yaptığımız eleştirilerle kitabın gündemden düşmesini önlüyoruz.Bülent Bey zaten kapitalizmin o vahşi reklam ayaklarını çok iyi öğrenmiş.Biliyorsunuz ki reklamın kötüsü olmaz.Ne diyelim , kimsenin elindeki kitabı alıpta bunu okuma demiyoruz.O kuyanlara da şimdiden “Hayırlı Olsun” diyorum.Necip GÜVEN Eskişehir

  8. Yaşar GÜÇLÜ diyor ki:

    Bülent AKYÜREK’i uzun süredir takip ediyor ve içinde bulunduğumuz çembere daha doğrusu içine atıldığımız akvaryuma dair başkaldırısını gönülden destekliyorum. Kişisel gelişim ile kişi eğitiminin birbiriyle biraz karıştırıldığınnı düşünüyorum. Elbetteki herkesin küçükten başlayarak eğitime ve atalarının bilgilerini almaya hakkı vardır. Toplumsal birikim ve miras da ancak bu şekilde nesilden nesile aktarılır. Ancaaakk. kişisel gelişim deyince durup biraz düşünmek gerekiyor. Merak ediyorum acaba kaç kişi kişisel gelişim kitabı okuyarak amaçladığı hedefe ulaşmıştır. dünyanın gerçeğidir birileri bazı şeyleri başarır bir başkaları başka bir şeyi. Kiminin başarısı maddidir kimisinin ki manevi. Kiminin emeği bu dünyada para şöhret vb olarak ödenir kimininki ise ebedi sonsuzlukta mükafatlandırılır. ama her şeyin hesabı para ve sair maddi değerlerle yapılmaya başlanıp manevi kazanımlar kayda değer görülmeyince insanlar aldığı maddi eğitimle, kazandığı para ile, edindiği mülkle yükseldiği mevki ile ölçülmeye başlanıyor. bu ölçüyü tutturamayanların kapıldıüı kompleksi kullanmak isteyenler ise kişisel gelişim kitapları ve formülleriyle dünyevi kazançlarına yeni kazançlar katıyorlar. ama bir gerçek var. kapılacak mevkiler, kazanılacak paralar, edinilecek mevkiler maalesef dünyadaki insan sayısına yetmiyor hatta kişisel gelişim kitabı okuyanlarada yetecek kadar değil. onun için lütfen kendimizi kandırmayalım elbette herkes yaşamını idame ettirmek için çalışıp çabalayacak ama başkalarının sırtına basarak yükselmeyi insanları kandırarak pardon ikna metotlarıyla ikna ederek ürün pazarlamayı öğütleyen kişisel gelişim açıkgözlülükleri de insanlara olması gerkeen diye empoze etmek çarkaların arasında öğütülmekten başka nedir. ACIMASIZCA İŞLEYEN VE HEP İYİLERİ ÖĞÜTEN MODERN DÜNYA DÜZENİ ÇARKININ DİŞLİLERİNİN ARASINA ÇOMAK SOKAN BÜLENT AKYÜREKİ YÜREKTEN KUTLUYORUM

  9. Yeliz diyor ki:

    Kişisel gelişim kitapları her alanda insanların kendini bulmasına, hatalarını farketmesine, bunları düzeltmek için kendine hangi soruları sorması gerektiğine, kalıplarını keşfetmesine, hayatını istediği gibi yaşayıp yaşamadığını sorgulamasına rehberlik edebilecek kitaplardır. Bazı yazarlar bu anlamda çok iyi rehber olabilirler, bazıları ise olmayabilirler. Bu hem kişinin o yazara göre ne kadar gelişmiş olduğuna hem de yazarın bildiklerini aktarabilme kabiliyetine bağlıdır ve her sektörde olduğu gibi iyi olmayan yazarlar da vardır.

    Kişi eğitim kitapları insanları belli konularda detaylı bilgilendirip uzmanlaştırabilecek kitaplardır. Örneğin, ikna metotlarıyla ürün pazarlamayı öğütleyen türden kitaplar… Ülkemizde okuluna gidilmeden, eğitimi alınmadan yapılabilecek en yaygın iş pazarlamacılıktır ve bu tür kitaplar bu kişiler için faydalı olabilir. Üstelik İnsanların nasıl ikna edilebileceğini bilmek sadece iş için değil hayatımızın diğer alanlarında da önemlidir. Düşündüklerinizi nasıl ifade ettiğiniz her ortamda önemlidir ve bu tür kitaplar da düşüncelerinizi doğru ifade edebilmenizi sağlayabilirler ve bazı kişiler için gerçekten gerekli ve faydalı olabilirler. Bunların içinde de yazarına göre faydalısı olabilir, yalnızca ticari amaç güdülerek yazılanı olabilir. Para kazanabilen insanlar olabilmek için para vererek üniversite okuyor, para vererek okuduğumuz bölümlerin kitaplarını alıyor, eğitiliyoruz. Örneğin matematik dersi ile edindiğimiz analitik dşünme yeteneği ile ikna yöntemleri ile edineceğimiz pazarlamacılık becerisi arasında temel olarak bir fark yok.

    Ya ben kişisel gelişimi hiç anlamamışım -ki olabilir :) – ya da tuhaf bir şekilde burada her ikisi de aynı kategorideymiş gibi konuşuluyor ve kişisel gelişim adı altında büyük bir genelleme ile eleştiriliyor. Önemli olan okuyucuların kendisi için faydalı ile faydasızı ayırabilmesi, kişisel gelişim adı altında yapmacıklaşmaması, “ben mutluyum” “ben herkesi seviyorum” benzeri düşünceleri yerli yersiz düşünmeye başlayıp olmadığı biri gibi davranmaya başlamaması, bu tür kitapların içinden faydalı bulduklarında okuduklarını özümseyerek bunları her alanda uygulayabilmesidir. Her okuyucu dönem dönem bu tür kitapları okur, dönem dönem bu tür kitapları önemsiz bulur. Genellikle ruh halimize ve yaşadıklarımıza göre yorumlarız bu konuyu. Birileri bu konuda bişeyler yazacaksa keşke insanların bu konudaki doğru ile yanlışı nasıl ayırdedebileceklerini yazsa da hepimiz okusak… Bülent Akyürek’in kitabını kitapçıda görünce elime aldım 2-3 sayfasını okuyup saçma bularak bıraktım. Hele röportajında “Dinimizde “Kazanmak” ya da Kaybetmek” değil “Sevap” veya “Günah” vardır! Öyleyse başarıya endeksli bu kitaplar niçin çok satıyor anlamış değilim, din elden gitti mi yoksa?” cümlesini de okuyunca… “Kazanmak-kaybetmek” ile “sevap-günah” ilişkisi konudan son derece uzak olmakla birlikte, “din elden gitti mi yoksa?” diye biten bir cümle benim için satış amacı güden ve samimiyet dışı bir söylem olmaktan öteye gidemedi…

    Bu arada Necip Güven Bey, sizi kimler, neden, ne kadar eleştirdi bilmiyorum ama bir kişisel gelişimci olduğunuzu anlayınca biraz daha sakin, biraz daha “ben” dışı, daha çok konuyla ilgili yorumlar yapmanız hepimizin daha çok yararına olabilirdi diye düşünmeden edemedim… Naçizane eleştirime alınmamanız dileğiyle…

  10. Necip Güven diyor ki:

    Merhaba Yeliz Hanım.Değerlendirme yazınızı dikkatle okudum, değerlendirmelerinizin çoğuna katıldığımı söyleyebilirim.Eleştirilerinize ben de katılıyorum.Kişisel gelişim alanında yazılan kitapların da tek başına bir kurtarıcı gibi gösterilmesine de karşıyım.Bu kitapların objektif ve eleştirel bir gözle incelendiği,doğrularının, yanlışlarının ortaya konduğu kitaplara ihtiyaçta var.Bana göre doğrusu ve yanlışı ile hepsini bir katagoriye koyup kendini bu milletin terbiyecisi gibi görmek bencilliğin daniskasıdır.Kendinden başka herkesi saf yerine koymaktır.Ben de bir çok kişsel gelişim kitabı okudum ama hiç bir zaman o kitaplarda yazılan tüm bilgileri doğru olarak kabul etmedim.O kitaplarda yazılan bilgilerden inancımıza ve kültürümüze ters olanları hiç dikkate almadım.Benim dinimin ilk emri ”OKU ” olduğu halde bizim insanımız eleştirdiğimiz batı insanı kadar okumuyorsa bunun nedenleri üzerinde bizim de biraz kafa yormamız gerekmez mi ?Türk insanı gibi zeki bir milletin çocukları matematik alanında neden ilk 30 ülke arasına bile giremiyor ? Ben 7-8 yıldır bunun üzerinde kafa yoruyorum.Vardığım en son sonuç şu : Hep eleştiriyoruz ama bu sorunları çözmek için bir projen var mı deyince verilen cevap : Yok. Eleştirdiğimiz konularda bu sıkıntıları aşmak için bir proje ve önerimiz yoksa ancak havanda su dövmüş oluruz.Hastalığı eleştirenlere soruyorum ”Bu hastalığa iyi gelecek bir ilacınız var mı ? Varsa söyleyinde kullanıp bu hastalıktan kurtulalım.Yoksa eleştirmekten hastalıklara iyi gelecek ilacı üretmeye fırsat bulamadınız mı ? İlacınız yoksa bir an önce bulun da bu millet sizi baş tacı yapsın, bol bol dua etsin.
    ELEŞTİRİ YAPMAK ÇOK KOLAYDIR !

    Bir şeyi eleştirmek çok kolaydır. Önemli ve zor olan daha iyiyi yapabilmektir.

    Bir zamanlar bir ülkede çok büyük bir ressam yaşıyormuş. Bu usta sanatının inceliklerini öğretmek için kurs açmış.

    Bu kursta bulunan öğrencilerden azimli ve istekli öğrencilerden biri ustasından aldığı derslerden sonra bir gün ustasından

    ‘’Ustacığım, sizden aldığım derslerden sonra sanatınız inceliklerini öğrendim ; ustalık belgemi alıp sanatımı icra etmek istiyorum.’’ demiş.

    Usta’’ Delikanlı, şimdi senden acele etmeden en güzel resmini yapıp getir.’’ demiş.

    Delikanlı, gece gündüz çalışarak itina ile yaptığı resmi ustasına getirmiş. Ustası, ‘’Şimdi bu resmi al ve şehrin en işlek meydanına as ‘’ demiş. Resmin altına da ‘’Bu resmi incelemeleri için astığını, hatalı görülen yerlere X (çarpı) işareti koymalarını rica ettiğini yaz.’’ diye eklemiş.

    Genç ressam ustasının dediğini yapmış. Ustası, birkaç gün sora çırağından resmi astığı yerden getirmesini istemiş. Genç ressam resmin yanına vardığında tam bir hayal kırıklığına uğramış. Çünkü resmin her tarafı X (çarpı) işaretleriyle doluymuş. Üzüntüyle resmi alarak ustasına götürmüş.

    Ustası, genç ressamı teselli ederek tekrar bir resim yapmasını istemiş. Genç ressam tekrar gece gündüz ve itina ile çalışarak bir resim daha yapmış. Ustası resmi yine aynı yere asmasını istemiş. Yalnız bu sefer resmin yanına boya ve fırça koymasını, altına da ‘’Bu resmi incelemenizi, hatalı bölümler varsa alttaki fırça ve boya ile düzeltilmesini rica ediyorum.’’ yazısını eklemesini söylemiş. Genç ressam ustasını dediklerini yaparak resmi aynı yere asmış.

    Ustası, genç ressamdan birkaç gün sonra gidip resmi getirmesini istemiş. Resmin yanına varan genç ressam gördükleri karşısında şaşkınlığa uğramış. Çünkü resmin üzerinde hiç X (çarpı) işareti yokmuş, koyduğu boya ve fırçaya da hiç dokunulmamış.

    Bu manzara genç ressamı sevindirmiş ve kendine güveni tekrar gelmiş.

    Ustasının yanına vardığında ‘’Evladım, bu gün öğrenmiş olduğun dersten sonra artık eğitimin tamamlandı.’’ demiş. Genç ressam ustasından bu iki durumu açıklamasını istemiş. Ustası ‘’Evladım, yalnız işinde ustalaşman yeterli değildir. İnsanlara fırsat verildiğinde o konuda bilgisi olup olmadığına bakmadan eleştirmekten geri durmayacaklarını da öğrenmen gerekiyordu. İlk resimde onlar bu fırsatı verdiğimiz için o konuda bilgileri olmadığı halde gözleri kapalı resmin her yerini X (çarpı) işaretleriyle doldurdular. Çünkü yaptıkları eleştiriler onlara hiçbir sorumluluk yüklemiyordu. Ama aynı insanlardan buldukları hataları düzeltmeleri istenince bunu yapamadılar.Çünkü bir şeyi eleştirmek çok kolaydır. Önemli ve zor olan daha iyiyi yapabilmektir. ’’ dedi.

  11. hazim diyor ki:

    Yaa Necip bey verdiğin örnek sanat ile ilgili. Kişisel gelişim kitapları yazmak sanatmı? insanlara ne faydası var? o kitapları okuyarak büyük işler başarmış birileri varmı merak ediyorum. Şayet bu kitaplar işe yarasaydı o kitapları yazan kişiler başarılı şirketler kurarlardı. Kitap yazmaktan başka başardıkları birşey yok. Ha bide şu var tüm kişisel gelişim kitaplarının özeti şudur “Bir işi yapmaya azmedersen onu mutlaka başarırsın” Yahu kardeşim onu mezardaki dedemde biliyor bana o azmi nasıl elde edebilirim onu anlat. Ama bu sorunun cevabı hiçbir kitapta yok. Bende birsürü kitap okudum ama fasarya. Birde şu var “İnsan azmederse başaramıyacağı hiçbir şey yoktur” Yalanı. Öylemi? marsa gitmeye azmet de git ozaman gidebiliyormusun? İnsan azmederse YAPABİLECEĞİ her şeyi yapar. Her insanında yapabileceği işler kişiden kişiye farklılık gösterir. Bunlar hiçbir kitapata yazmıyor.

  12. İnşirah diyor ki:

    Evet Kuran bizim için en güzel kaynak..degınmek ıstedıgı nokta dogru..ama anlatım tarzı ve kullanılan üslüp cok kaba cok agır..argo yuklu…

    bır kıtabın ıcınde ayetlerle, dıle getıremeyecegım kadar agır ve ıgrenc kelımeler hatta acık acık soyleyeyım kufurler ve mumın bır kula yakısmayan argo kelımeler… cinselliğe dair cumleler nasıl bırlıkte kullanılır anlayamıyorum…!!!!
    dehset soka gırdım..cok sınırlendım…

    guzel degındıgı notlar olabılır yazarın ama fazlasıyla üslubu bozuk…!…
    boyle agza alınmayacak kelımeler ayetlerın ıcersınde oldugu bır kıtapta nasıl bulunur anlayamıorum…aklım ermıyor…

    kıtabı temın edıp..sonuna kadar okuyup harıka dıyen var mı cok merak edıyorum…
    benım mızah anlayısıma asla uymuyor…
    uyan varsa yorum yok…
    hanı dıyorsanız kı kısısel yorumundur…o zaman soyle dıyeyım..kıtapta bikini üzerine Saygı duymadıgım bu yazarın! ıgrenc yorumları sozkonusu…
    o yorumları..daha guzel bır dılle..ve daha oturaklı bır üslupla da anlatabılecekken argo agırlıklı..agzı bozuk bı halde yazmayı tercıh etmıs olabılır..ama ayet hadıs Ve en Sevgılının sas adının gectıgı bır kıtapta tercıh etme hakkını nasıl gorur aklım almıyor…

    neyse ben ınceleyen bır kardesınız olarak bunları yazmadan edemedım..
    hatta tanıtımını yapmıstım bır kac forumda..
    kıtabı ınceledıkten sonra ılk ısım dırek forum sahıbı kardesıme yalvarırcasına o konuyu nolur hemen sılll..
    bırılerı o kıtabı ben orda tanıttım onerdım dıye alıp o ıgrenc cumlelerı kelımelerı okumadan konu sılınsın noluuur demek oldu..
    hatta kıtabın tanıtıldıgı tummm forumlara gırıp bu acıklamayı yapmayı da coook ıstedım..
    hatta hala daha yapabılırım de
    hatta basladım bıle
    kitaptan alıntı eklemek isterdim ama eklencek gibi değil üzgünüm…bol mıktarda argo mevcut….!!!

  13. Mobilya diyor ki:

    Gerçekten hem yazı hemde yorumlar son derce güzel her bir yorumda farklı olmasada değişik bir bakış açısı yakalıyorum. Buda beni heycanlandırıyor .Gayet iyisiniz. Ayrıca kitap dan bahsedecek olursak bir insan neden kitabının başına adam akıllı bir isim bulmaz da inekler le öküzlerle uğraşıp dururki … Ciidiye mi almıyor acaba yoksa ilgi çekici bulunsun ve satsın da bende kapitalizm yada din cığırtkanlığı yaparak kısadan zengin olayım mı peşindeler anlamam ::) Kocaman, büyük bir nokta .

  14. Fincan Yayınları diyor ki:

    Bülent Akyürek’in külliyatı ve yeni çıkacak kitapları bundan sonra Fincan Yayınları tarafından yayınlanacaktır. 12 Ağustos 2009 tarihi itibariyle Yılgın Türkler ve İçinizdeki Öküze “Oha” Deyin isimli iki kitabının yenilenmiş baskıları 9,90 TL’lik satış fiyatı ile raflarda olacaktır.

Yorumunuzu yazın

Facebook ile giriş yap

Evkur Mağazalarından Alışveriş Yapmak Sea Life 2009 – 2010 Milano Moda Haftası Semizotlu Çorba