Beypazarı – Bölüm 1

08 Şubat 2009 - Yazar: Gül - 4.407 kere okundu

Ankara’nın kuzeydoğusunda bulunan Beypazarı; başkente yaklaşık 100 km. uzaklıktadır. Eminim Ankara’da yıllarca yaşayıp da hiç Beypazarı’nı görmemiş bir çok insan vardır. Ben de bu nedenle Beypazarı hakkında bir şeyler yazıp, yörenin güzelliklerinden ve tarihi dokusundan bahsetmek istedim. Aslında ülkemizde güzelliğinin farkında olmadığımız ve gezemediğimiz ve en önemlisi tarihini bilmediğimiz o kadar çok yer var ki… İşte size bunlardan biri; gezip göremediyseniz tarihi dokusuyla Beypazarı…

‘Kaya Doruğu Ülkesi’ anlamına gelen ‘Lagania’ Beypazarı’nın ilk ismiymiş. Günümüzde olduğu gibi o dönemlerde de, çevre kentlerden Beypazarı’nda kurulan, panayır şeklinde büyük pazar yerlerine alışveriş için gelenlerin olması; ilçenin adının Beypazarı olarak anılmaya başlamasına neden olmuş. Beypazarı’nın; Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu ve son olarak da Osmanlıların egemen olduğu, tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan, yerleşim merkezlerinden biri olduğunu biliyor muydunuz? Bu özelliği nedeniyle tarihin etkilerini burada sıkça görebiliyorsunuz.

 

Beypazarı denince benim aklıma ilk gelen tarihi evleridir. Bir de Beypazarı Kurusu. Bu evler; cumbalı, üstünde guşgana adı verilen bir çatıdan oluşan, iki ya da üç katlı yapılardır. Evlerin iskeleti ahşap ve üzeri tatlı kireç denilen bir malzemeyle sıvanmıştır. Bu malzeme, odalardaki kirli havayı ve nemi alma özelliğine sahip bir malzemedir. Tarih boyunca bir çok yangına maruz kalan Beypazarı evlerinin girişinde; kıymetli eşyaların saklanması için demir kapılı mahzenler bulunuyor. Sokaklarda iç içe bir yaşam tarzı benimsendiği için; evler birbirine yapışık ve bakar şekilde inşa edilmiş.

BEYAP Projesi sayesinde ilçede bulunan 3500 konaktan 530′unun restorasyonu tamamlanmış ve kullanıma hazır hale getirilmiş. Şu anda Beypazarı’nda aslına uygun olarak restore edilmiş 30 sokak bulunmaktadır. Bu sokaklarda gezerken kendinizi geçmişte bir yolculuk yapar gibi hissediyorsunuz. Evlerin altında bulunan fırınlarda ekmeklerin pişirildiğini görünce, gerçekten geleneklerin bozulmadan yaşatılmaya devam ettiğini de görebiliyorsunuz. Evlerin yenilenmesi ilçedeki istihdamı artırırken, turizm potansiyelinin de artmasını sağlamış. “Münsürlerin Konağı”, “İnce Efendi Konağı”, “Hacıbostan Konağı”, “Müftüzade Hacı İzzet Efendi Konağı” ve “Mev’aların Konağı” gibi pansiyon ve restoran olarak faaliyete geçen konaklar bunlardan en çok katkı sağlayanlardandır.

Daha önce de yazdığım gibi aklıma gelen şeylerin başında Beypazarı Kurusu geliyor. Ama bunun yanı sıra yöreye özgü geleneksel yemekleri buraya gelip de yemeden gitmek olmaz. 80 katlı baklava, etli güveç, mumbar, tatlı sucuk, havuç lokumu, höşmerim, etli dolma ilçenin meşhur yiyeceklerindendir.

Telkari Sanatı” ile Beypazarı’nın adını yurtdışına duyuran gümüş işletmeciliğinin yanı sıra bakırcılık, yorgancılık, dokumacılık gibi el sanatlarının yapıldığı ilçede; babadan oğula geçen geleneksel el sanatları atölyeleri de turistlerin en çok ilgisini çeken yerler arasındadır.

Beypazarı; Osmanlı mimarisinin tarzını yansıtan tarihi eserleri, evleri, yemekleri, 600 yıllık çarşısı ve zanaatkarlarıyla Türk kültürünü halen yaşatmakta olan bir ilçe bence. Son yıllarda ilçede yapılan restorasyonlar sonucu yerli ve yabancı turistleri daha çok çeken Beypazarı; turistik tesislerinin sayısını da artırmaya devam ediyor. Konaklama için 17 mekan bulunuyor. Restoranlarla birlikte 45 turistik işletmeye sahip… 

Yorucu şehir hayatından ve herkesten uzak, sadece yöre halkının olduğu, geleneksel kıyafetleri ve samimi tavırlarıyla sokaklarda dolaşan kadınlarını görebileceğiniz, tarihi konaklarında geleneksel lezzetlerini tadabileceğiniz değişik bir yer burası. Yakınlarında olup da gitmeyenleriniz varsa, bir kez mutlaka görmenizi tavsiye ederim.

Bu yazıya 2 yorum yapıldı

  1. özlem diyor ki:

    beypazarı ile ilgili yazınızı okudum. bir beypazarlı olarak eksiksiz tarifleriniz ve güzel görsel anlatımınız için teşekkürler. iyi çalışmalar.

  2. gül diyor ki:

    çok teşekkür ederim özlem. beypazarlı olup yazımı beğenmen beni daha da mutlu etti.

Yorumunuzu yazın

Prada 2008 – 2009 Sonbahar Kış Defilesi Bayram İçin Eğlence 2010 New York Moda Haftası “Kibele” Erkeklerin Duymaktan Hoşlandığı 7 Şey