Paris’te çok yer gezmek istiyorsanız elinize bir harita alıp gitmek istediğiniz yerleri belirleyin, yoksa sağa sola takılıp gezmek istediğiniz yerlerden olabilirsiniz. Hem güzergâhı hem de tarihi turistik yerleri gösteren haritayı tur otobüslerinin duraklarından ücretsiz alabilirsiniz. Ben Louvre Müzesi’ne, Sacra Coeur’e, Champs Elysees’e ve Notre Dame’a gitmek istiyordum, hepsini gördüm ama Louvre Müzesi’nin içini gezemedim. Orayı gezmek için bir gününüzü ayırmanız gerekir. Eskiden saray olan bu müzede ünlü sanatçıların tabloları ve heykelleri var. Ünlü Mona Lisa tablosu da bu müzede sergilenmektedir. Müzede uzun bir kuyruk ardından Mona Lisa tablosunu görenler hayal kırıklığına uğradıklarını söylüyorlar çünkü müzede yer alan büyük ebatlı ihtişamlı tablolardan sonra 77 x 53 boyutlarındaki Mona Lisa sönük kalıyor. (Tablonun güzelliği çirkinliği göreceli tabi.) Louvre Müzesi’nin bahçesinde de büyük bir cam piramit var. Zamanında piramidin yapımına görüntüyü bozduğu için tepki çok olmuş. Bence de yapılmasa daha iyiymiş.
Sacre Coeur yeşilliklerin içinde kireç taşından yapılmış bembeyaz bir yapı. Oraya ulaşmak için baya bir yokuş çıkmamız gerekse de vardığımızda buna değer demiştim. Önce tur otobüslerinin oraya en yakın yerinde inip taksiyle gitmeye çalıştık, sorduk ne kadar tutar diye, adam 10 euro dedi, sonra taksiye binince kişi başı 2,5 euro ayrıca vereceksiniz deyince 4 kişinin parası yol parasına denk geldi, adam bi kâğıtlar çıkarıp orada da 2,5 euro yazısını göstererek bu yaptığının yasal olduğunu mu göstermeye çalıştı bilemiyorum anlaşamdık bir türlü, biz de bizi kandırmasınlar diyerek indik :) sonra da otobüs bulamayınca yürümek zorunda kaldık. Katedralin içinden ziyade manzarasını beğendim. Hem etrafı yeşillikti hem de yüksek bir tepede olduğu için Paris’i buradan seyretmek güzeldi. Diğer Avrupa şehirlerinde de olduğu gibi burada da canlı heykeller, becerilerini gösteren kişiler vardı. Sacre Coeur’un diğer güzel yanı ise, tepeden aşağı doğru inerken bir sürü hediyelik eşya dükkânını gezme fırsatının olmasıydı. Alışveriş için birçok seçenek bulunan güzel mağazalar vardı. Eğer buradan alamazsanız benzer dükkânları Seine Nehri kıyısında bulunan filmlere, müziklere konu olmuş güzel bir katedral olan Notre Dame’ın civarında da bulabilirsiniz.
Akşama doğru Eiffel Kulesi’ni tekrar görüp hayran kaldıktan sonra Champs Elysees’de bir yürüyüşe çıkmanızı öneririm. Tabi alışveriş çılgınları cadde üzerinde bulunan lüks mağazalardan alışveriş yapmak için tüm gününü buraya da harcayabilir. Akşam ışıklı ve kalabalık haliyle ihtişamlı bir görünümü olan bu cadde yaklaşık iki kilometre uzunluğundadır. Ama etrafa hayran hayran bakarken yol size uzun gelmez. Cadde üzerinde bir Türk bayrağı görürseniz şaşırmayın, ilk önce Türkiye büyükelçiliği sanıp güzel yer bulmuşlar demiştim, daha sonra bir seyahat acentesi olduğunu öğrendim ama yine de orda bayrağımızı görmek güzeldi. Caddenin sonunda ünlü Zafer Takı, Arc de Triopmhe var, dilerseniz yukarı çıkıp caddeyi bir de buradan seyredebilirsiniz.
Bu büyülü şehri akşam Champs Elysees’de tamamlamak güzeldi. Sanki sırf Paris’in romantik bir şehir olduğunu göstermek için yaz akşamı olmasına rağmen hafiften yağmur atıştırıyordu. Hal böyle olunca da hayran kalmamak elde değildi…